<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-1" ?>
<rss version="0.91">
  <channel>
    <title>Dusgunce</title>
    <link>http://dusgunce.blogdrive.com/</link>
    <description>Sanri'da dus...</description>
    <lastBuildDate>Sun, 24 Sep 2006 13:55:00 PDT</lastBuildDate>
    <generator>http://www.blogdrive.com</generator>
    <copyright>Copyright 2006.</copyright>
    <category>Arts</category>
    <category>Movies</category>
    <category>People</category>
    <item>
      <title>durus</title>
      <link>http://dusgunce.blogdrive.com/archive/20.html</link>
      <pubDate>Sat, 23 Sep 2006 15:21:39 GMT</pubDate>
      <description>ask ve kan ne kadar birbirine yakin aslinda. ikisininde rengi kirmizi mesela. ikisi de birbirine muhtac. biri kanatmak, digeri kanamak icin. birinden biri olmadan yasayamiyoruz.. askiz,kaniz.. geri kalan parcalarimiz hep devam edebilmek icin zaruri birer detay. sonra yavasliyor hersey. zaman hizlaniyor saniyoruz boyle olunca.. aldaniyoruz.. bazimiz kaniyor bazilarimiz kanmiyor buna.  hersey boylece ikiye ayriliyor.. sonra olgulara veriyoruz isimlerimizi.. iyiye ve kotuye, cirkine ve guzele, dosta dusmana.. surup gidiyor boylece... 
sanki oylesine sarhos olmusum da, bir turlu ayilamiyormusum... (more)</description>
      <comments>http://dusgunce.blogdrive.com/comments?id=20</comments>
    </item>
    <item>
      <title>Duvar</title>
      <link>http://dusgunce.blogdrive.com/archive/19.html</link>
      <pubDate>Fri, 11 Aug 2006 23:00:19 GMT</pubDate>
      <description> 
Gunler..sikistirilmis tuglalar gibiler...kati ve soz dinlemez ve dilsizler...tipki bizim gibiler..
 
Yillar..gunlerle ordugumuz duvarlar..kendimizi guvende hissetmek icin o kadar yuksek orduk ki artik istesek bile eristiremeyiz kendimizi..
kendimizi zeki sandigimiz anlarda aslinda dunyanin en muhtesem budalasi oldugumuzu goremedigimizden belki de..
belki de buradan geliyordur bu tum..binlerce yildir devrile devrile uzerimize kapanan,caglarca butun barbarlarin,
tum insanlarin bulastigi o ahmaklik..damitila damitila oldugumuz hale geldik..evrim! sekilsek degil, oznesel.. 
bizde bu... (more)</description>
      <comments>http://dusgunce.blogdrive.com/comments?id=19</comments>
    </item>
    <item>
      <title>Kök</title>
      <link>http://dusgunce.blogdrive.com/archive/18.html</link>
      <pubDate>Fri, 11 Aug 2006 22:58:50 GMT</pubDate>
      <description> 
“-Salyangozlarda dus gorur...
  -boceklerde oyle...”
 
 
Hayatiniz boyunca kose bucak kactiginiz seyin aslinda kendiniz oldugunu kesfettiginizde ne yaparsiniz? 
Nasil devam edersiniz kacmaya...ya da inatla soluk almaya..farketmiyor gibi gozukmeye..nasil? 
ne yapar edersiniz butun gunler ve geceler boyu kendinize katlanmak icin.. 
gozlemlersiniz..digerleri nasil basediyor bununla,bakarsiniz..onlardan ornekler toplarsiniz..
bir bocekbilimci gibi butun kucuk parcalari biraraya getirir saciniza basiniza surer, arada sirada beton duvarlara sinirli yumruklar atarsiniz. 
Ellerinizi... (more)</description>
      <comments>http://dusgunce.blogdrive.com/comments?id=18</comments>
    </item>
    <item>
      <title>D.ü.s.[ü.s.]</title>
      <link>http://dusgunce.blogdrive.com/archive/17.html</link>
      <pubDate>Fri, 09 Jun 2006 08:22:46 GMT</pubDate>
      <description>Sabaha karsi bir dus gordum..sonrasinda hatirladigim sadece islak bir yastiga sol elimle bastirirken yatakta oturdugum..ne kadar sure oturdugumu bilmiyorum..sanki dusu yatakta otururken gormusum gibi..
 
Yaz ogleni..toprak bir yolda kalabalik bir grup halinde yuruyoruz..sizlerden birileri de var. En onde ben yuruyorum, bir adim ardimda sevgilim...beyaz burus burus keten bir pantolon var uzerimde,ustum ciplak..elimde bir poset var..bir anda elimde oluyor daha dogrusu..yururken kaldirip havaya bakiyorum..kalin bir kitap var icinde. Poseti aralayip bakiyorum icine; cocuklugumda annemin... (more)</description>
      <comments>http://dusgunce.blogdrive.com/comments?id=17</comments>
    </item>
    <item>
      <title>i.c.</title>
      <link>http://dusgunce.blogdrive.com/archive/16.html</link>
      <pubDate>Fri, 12 May 2006 09:47:27 GMT</pubDate>
      <description>
 Anilarim...Elde kalanlar..Ardimda   duranlar..  Nereye birakilirsa birakilsin,   inatla evinin yolunu bulan kediler gibi daima pesimde..  Hic bir kedinin kuyruguna teneke   bagladigimi animsamiyorum fakat...   Animsiyorum ama senin yuzundeki o   ince, o hain seytani gecisi...     Ve seni hayvanlar gibi ozledigimi,   yine sana soyleyemedigim icin herkesin bilmesine izin veriyorum...        hakan  '.'     
</description>
      <comments>http://dusgunce.blogdrive.com/comments?id=16</comments>
    </item>
    <item>
      <title>Kûh</title>
      <link>http://dusgunce.blogdrive.com/archive/15.html</link>
      <pubDate>Tue, 31 Jan 2006 07:57:25 GMT</pubDate>
      <description>icimden bir tren gecebilir su an...ya da bir kapi tokmagi gogsumde. cevir ve gir iceri.urkme sakin gorduklerinden ya da fisildadiklarimdan..gezin futursuzca..ama sakin konusma sesli harflerle..cayirlarin o unuttugun kokusunu mu aliyorsun..evet bende alirim o kokuyu bazen..bunun sana denk dusmesi ne garip..
oysa ki buram buram kan kokuyordu daha uc vakit evvelinde..pamukla degil tirnaklarimla temizlemistim bu kiymiklari..sen gormeyesin diyedir bu esvap uzerimde ki -yaralarimin utanci-.....senin boyunca acilarim var benim..bakislarinca sevinclerim.. yasinca devinimlerim..urkme ne olursun bu... (more)</description>
      <comments>http://dusgunce.blogdrive.com/comments?id=15</comments>
    </item>
    <item>
      <title>küf[ür]</title>
      <link>http://dusgunce.blogdrive.com/archive/14.html</link>
      <pubDate>Mon, 28 Nov 2005 14:32:57 GMT</pubDate>
      <description>


Bak kayiyor butun toprak ayaklarinin altindan..

yasamin gardirobunda naftalin kokulu bir paltosun, ici olu kopeklerle dolu bir odada..

irin ve curumus et..irili ufakli cinler kufur kiyamet dans ediyor kizil deryasinda olumun...
 

seytanin coktan kellesini vurdun..onun yerine hukum suruyorsun iste bu kursuni atlasta..

her gun bir aynanin karsisinda yuzunu iyice egip gozbebeklerine bakiyorsun..

gorebilmek icin icerden disari baktigini...sanki zincire vurulmus bir kole gibi bakiyorsun gozbebeklerine..butun gunlerin kizil,tum gecelerin kara..uzun kadife pelerininde 

iblislerin... (more)</description>
      <comments>http://dusgunce.blogdrive.com/comments?id=14</comments>
    </item>
    <item>
      <title>Düs</title>
      <link>http://dusgunce.blogdrive.com/archive/13.html</link>
      <pubDate>Sat, 19 Nov 2005 10:26:49 GMT</pubDate>
      <description>boyle genis bir cafede,genis bir dikdortgen masada oturuyoruz..kahvalti ediliyor..masada her halt war..yanimda tanimadigim bir hatun oturuyor..ama o beni taniyor..bir kac kisi daha var masada..caprazimda orta yasli bir kadin,tam karsimda alan parsons oturuyor..harala gurele kahvalti yapip muhabbet ediyoruz.alan parsons turkce konusuyor catir catir..sanki oraya isinlanmisim gibi..hersey yabanci geliyor bana..sora parsons hapsirmaya basliyor..nezle oldum galiba diyor..masada pecete ariyor.yok.ben basimi sag arka capraza ceviriyorum,bakiyorum orada tuvalet kagidi rulolari var bir masanin ustunde... (more)</description>
      <comments>http://dusgunce.blogdrive.com/comments?id=13</comments>
    </item>
    <item>
      <title>effigy</title>
      <link>http://dusgunce.blogdrive.com/archive/12.html</link>
      <pubDate>Thu, 10 Nov 2005 09:21:51 GMT</pubDate>
      <description>
yil 1991..sirkeci'de siktiriboktan bir yerde calisiyorum..
isyerinin ust kati..yuksekligi 1.90 metre..aksam saat alti kusur..
kucuk bir kasetcalarda, nisantasinda zihninin tezgahindan alinmis
bir album...disarida hamallar kavga ediyor..kurtce kufur ediyorlar 
birbirlerine..kis mevsimi baslari..disarisi karanlik mi? galiba oyle..
kapi aniden aciliyor ve iceri her zaman ki dar ceketi ve daginik
saclariyla ahmet giriyor..kosar adim yanima yaklasiyor.
selamlasiyoruz.bak diyor, cok saglam birsey buldum..
aceleyle zihninin tezgahindan alinmis kasedi cikariyor..cebinden 
cikardigi eski... (more)</description>
      <comments>http://dusgunce.blogdrive.com/comments?id=12</comments>
    </item>
    <item>
      <title>They Live</title>
      <link>http://dusgunce.blogdrive.com/archive/10.html</link>
      <pubDate>Thu, 20 Oct 2005 12:01:40 GMT</pubDate>
      <description>


1988

Yonetmen : John Carpenter

Yazar : Ray Nelson (Kisa Oyku)

Muzik : John Carpenter / Alan Howarth
John Carpenter’in 1988 yilinda cektigi, kult sinifina girmeyi basarmis bir film.They Live, sade bir dille aktarilmis..Orijinal fikir Ray Nelson’in kisa oykusu uzerine oturtulmus. Nada, isini kaybetmis,cocuklugunda aile baskilarina ve siddete maruz kalmis,fakat bir sekilde guclu bir sekilde ayakta kalabilmis,bu surecte benligiyle ilgili kayiplara ugramistir. L.A.’a is aramak icin sirtinda cantasi ile gelir..Insaat isinde tanistigi siyahi arkadasi sayesinde yatacak yer ve yiyecek... (more)</description>
      <comments>http://dusgunce.blogdrive.com/comments?id=10</comments>
    </item>
  </channel>
</rss>
