Friday, October 07, 2005
Sebil..



.....artik kelimeleri kabzalarindan cikarmak icin hic tereddut etmeyecegim..nasil diziliyorlarsa ardi sira,pespese oyle devrilecekler birbirlerinin uzerine.. o kadar cok dusunuyorum ki,cumleler ustuste ezile ezile bir basak yigini gibi istifleniyorlar..aradan bir seyi cekip almak imkansiz hale geliyor..usttekiler devrilir uzerime diye korkuyorum..evet korkuyu biliyorum..belki de bu sebeple hala yolun ayni tarafinda yuruyorum..adimlarimin uzerinden geciyorum tekrar..izledigim filmleri tekrar tekrar izliyorum, dinledigim parcalari bininci kere de dinlesem bikmiyorum..otobuste hep ayni tekli koltuga oturuyorum,daima ayni kafede ayni masanin ayni sandalyesine cokuyorum..eger bos degilse yuruyup gidiyorum..bunu nicin yaptigimi dusunmeye cekiniyorum..iste bundan korkuyorum..

Ve basa donuyorum..hadi biraz daha cesur olalim; korkuyorum yolun diger bilmedigim tarafindan,izledigim yeni bir filmin boktan cikmasindan,dinleyecegim yeni bir parcada parcalanmaktan, gidecegim yeni bir kafede kahvenin kotu olmasindan,sandalyenin bir ayaginin yuksekte kalabileceginden..ya da; korkuyorum yeni sayilabilecek seylerin bende kalici izler birakmasindan..bak bu da olabilir...ya da senin o hastalikli durusundan bir parcami buluyorum ve tekrar ediyorum herseyi bastan...ne yapiyorum su an...soyunuyorum...var mi yureginiz icime bakacak..ahhh be dostum... deliriyorum iste....tek yapmam gereken kucuk bir adim atmak..ve hersey berraklasacak..hersey sarsilarak butun raflardan uzerime dokulecek...

kan kusacagim bogum bogum..

iste senden kalan hersey...

hepsi hepsi bu......

 


Posted at 03:32 pm by dusgunce
yor|um  




Thursday, September 22, 2005
kül


oyle bir yerde duruyorum ki;

zamanin ne icinde,ne de disinda..

tam kiyisinda...

elimi attikca dibi geliyor hayatin,

desiyorum bagrini,tirnaklarimda kan..

soluk soluga,tozu topraga kata kata

esriyor varlik defterinde yazili kalan..

genzimde bir yanma kukrercesine

soyleyemediklerimle cogalan.

 

-dusumlerin uzun pelerini savrulur

                    rakkase adimlariyla mesihin-

 

ve bir ses kuslara inat civildarken;

duserken bile elini uzat diyor,

mavinin hasirinda golgelerin efendisi..

uzat diyor;

ki elbet cikar  yakalayan...


Posted at 11:04 pm by dusgunce
yor|um  




Thursday, September 15, 2005
Simdi...


...nasilda futursuzca dolasiyorlar hayatimda..nasilda vurdumduymaz,piskin ve kisiliksizler.
bir parca salya agizlarinin kenarinda, kuduz itler, bir o yana,bir bu yana kosturuyorlar, acgozlu
ve umursamaz..agizlarinin kenarinda binbir kufurle, penceleriyle paraladilar yabana birakilmis bedenimi..halbuki dagdan inmis bir kurttum..tepelere cagirmaya gelmistim birbirini parcalarcasina desen itleri..soyleyecektim tasmalarini kendi elleriyle taktiklarini..diyecektim bir atesin etrafinda oturmaktan daha huzurlu oldugunu icinde ki atesle yasamanin..diyemedim hicbirini...bu
canhiras guruhun nidalari arasinda boguldu sesim..doneyim dedim,donemedim..pencelerimin karda biraktigi izler de yok artik...tepeye giden yolda koca itler devriye eyler
-ki istemezler onlardan alinanin baskalarinda yurumesini-
nereden geldigimi bilmiyorum artik..fakat nicin geldigimi animsiyorum...
hadi yaklas itoglu it,su kalandan bir parca ette sen kopar..varsa iki paralik yuregin yaklas..
ve bak gozlerimin icine...
unutma; olume oykunup donen ben, birakmam seni olume...
yine de...
 


Posted at 11:20 pm by dusgunce
yor|um  




Wednesday, September 14, 2005
kalan


..


Bu fotografi cektikten sonra, tepede kalip,oylesine avarelik etmek isterdim.
 hersey gercekti..plastik degil..
birde senin yuregin atiyor olsaydi yanibasimda.
isaret parmagimi kaldirip uzatsaydim karsiki tepeye..
solurken kelimeleri,
sonrasinda bir sevismenin...
hayatin cizgileri yuzumu doldurana dek...
o tepe de...
tek.

 


Posted at 01:39 pm by dusgunce
yor|um  




Thursday, September 01, 2005
Gece Vardiyasi


Napola Elite Für Den Führer
2004
Yonetmen : Dennis Gansel
Yazan : Dennis Gansel / Maggie Peren
Muzik : Angelo Badalamenti / Normand Corbeil

Max Riemelt - Friedrich Weimer
Tom Schilling - Albrecht Stein
David Striesow - Heinrich Vogler
Joachim Bissmeier - Dr.Karl Klein



Men Make History,
We Make The Men..

Film Hitler'in yolundan gidecek olan gencleri egitmek uzere kurulu olan Napola isimli bir okulu konu almakta..Napola, disarida yasanan her turlu cehennemin, aslinda alman halkinin icinde daha dehsetli bir sekilde yasandiginin kisa bir ozeti gibi..Almanlarin 'elit tabaka' yi yetistirmek uzere kurdugu bu okullari, kaliba dokulmus insanlar uretme ussu olarakta nitelendirebiliriz.Napola'da bize sunulan bunun otesinde. Kisinin,insandan once baska bir varliga donusturulme cabasi...


Angelo Badalamenti'nin muthis muzigi esliginde, oldukca basarili planlara sahip bir film.
Anlatim naif bir sekilde akarken birden dehsetli bir sekansa itiliyorsunuz. Insanin nicin herseyden vazgecebileceginin ve nicin birseylere inancla tutunmasi gerektiginin hikayesi...



.
.



Posted at 02:52 pm by dusgunce
yor|um  




Thursday, August 25, 2005
Sayiklamalar...





Hayat;
Senin benim bildigimden yuce;
Senin bildiginden yuce,benim algimin disinda bir yerde..Hayat aslinda hicbiryerde…Sanirmisin ki hayatimiz yasadigimiz.

Hayat cocukken urkutup kacirdigimiz bir kedidir...ve olene dek pesinden kostugumuz..Yakalanilabilen anlardan baska bir seyimiz yoktur, ne de yakalamaya calistigimiz anilardan otedir hayat. Kucuk bir ucurtmadir yuregin. Baktikca urken gozlerin cirpinir yureginle..Pencerelere kosar,haykirmak istersin ciglik cigliga...Bilmezsin bogum icerilerde saklanir..Senin ulasamadigin,benim bilmedigim bir yerde..

Tek bir pencere sever seni..
Tek bir pencere bilir...
Tek sen bilirsin o pencerenin yerini!
O seni oteden beri bilir....

Sevda ucuk bir seydir..umulmaz yasanmaz bir sey…
bilirsin yuregin anka kusu gibi seyreyler alemi...

Umutsuzlugunun icinde birseyler kok salmakta..
Kor bir ufuk cizgisi..
Umulmaz bir deniz..
Saginda kiz kulesi,solunda uskudar..
Onun arkan sobe...

Posted at 09:11 pm by dusgunce
yor|um  




Tuesday, August 23, 2005
Bir Yalnizligin Portresi

    Buyuk ihtimalle gecedir.Cunku yalnizlik geceleri sever. Gunduzden nefret eder. Gunesin dogusuna ise asla katlanamaz.Gecedir; Golgeniz,yurudugunuz duvar dibinde bir uzayip bir kisalir. Hele birde inceden bir yagmur yagiyorsa gecenin icine, yalnizlik keyifle kok salar icinize!

    Ne bir dostun telefonu, ne bir sevgili tesellisi vardir. O kadar hissedersiniz ki onu, tanrinin kucagina buzulmus sefkat bekleyen masum bir cocuk oluverirsiniz. Ya da kalabalik bir caddede terkedilmis bir cocuk. Unutulmus, adi anilmayan, sesi duyulmayansinizdir. Zihinler sizi hatirlamayi reddeder. Askerligimi yaptigim bu yerde duymustum bu sozu, sahibi kimdir bilmem; 'unutulanlar unutanlari asla unutmazlar'.. Gercekten boylemidir bilinmez. Bilinse dahi soylenmez. Acimamak, acitmamak icin gomulur icinizdeki sessiz ve agacsiz mezarliga her bir unutan! Siz sIk sIk elinizde papatya demetleriyle ziyaret edersiniz bu mezarligi.Sessiz masum af dileyen bakislarla bakarsiniz. Tum mezarlari tek tek dolasirsiniz. Bir tek nida ya da ses cikmaz. Yalnizliginiz cogullasmis bir halde evinize -yalnizligin kalesine- donersiniz. Iceri girdiginizde kendinizi bulursunuz koltuga uzanmis size bakarken. Uzerinize kilitlersiniz kapiyi. Tek sahip oldugunuz yalnizliginizi korumak icin. Arada sirada kontrol edersiniz kapinin ustundeki anahtari! Ac degilsinizdir. Bogaziniza dugumlenmis kirintilar ve bogumlar yetmistir size. Kirmizi sarabinizi acar bulanmis zihninizi odullendirmek istersiniz. Siz ne kadar aci ceksenizde bedeniniz 'hayat hayat!!' diye feryad eder. Onu susturmak icin o kizilliga ihtiyaciniz vardir. Sigara yakarsiniz pespese dusunmeden. Ates basar bedeninizi, yakanizi bagrinizi acar soyunursunuz. Sarap damarlarinizdan akliniza aktiginda yalnizliginiz sokulur yaniniza,sirtinizi sivazlar. Basinizi onun sefkatli ve sadik omuzuna dayarsiniz. Aglarsiniz. Bilirsiniz birinin omuzuna yuzunuzu gomup aglamanin ne mukaddes bir sey oldugunu. Gozyaslariniz saciniza sakaliniza karisir, kulaklariniza dolar gogsunuze duser icinizi giciklar. Sanki bir el dokunmus gibi urperirsiniz. Hatirlarsiniz o an! Hatirlarsiniz tum guzellenmis gunleri.   Gecmis, bir daha yasanmasi imkansiz anlariniz bir bir dizilir ardi sira akliniza.Yalnizliginiz kapiyi acar ve elinizden tutup sizi oturtur bir koseye. Kendinizi atilmis duyumsamak bu loslukta -dunyaya acilan kapinizda- fazla agir gelir. Sarabi artik kadehten degil siseden icmeyi yeglersiniz. Aslinda bir sise daha olsaydi dersiniz. Eskiye ait ne varsa ortaya sacar, aralarinda ayakta sendeleyerek sarap sisesi elinizde avare sallanirsiniz. Boylece aylar gecer..

    Icinizde seddi dusmus bir kale gibi duser benliginizde. Hersey kirik dokuk ve haraptir. Sevgiye tutunursunuz. Askin sokaga dusurulmesine kufredersiniz. Yuceltirsiniz icinizde aska ve ruha dair ne varsa. Etrafinizdakiler yavas yavas size deli gozuyle bakip acidiklarini golgelemeyen bakislarla yuzunuze gulumser. Zira gercek dostlar arkada kalmistir. Ayak seslerinizi dinlersiniz evde. Banyo aynasinda bir baskasinin yuzunu daha gorebilmek icin kopekler gibi yalvarirsiniz tanriya. Duvarlardan bir sesin daha yankilanmasi icin dualar edersiniz. IsIklari kisar huznunuzu cogaltirsiniz. Sigaralariniz yetmez. Bir pakette ne olur ne olmaz diye almaya baslarsiniz.

    Eski sevgililerinizden birinin elinin degdigini hatirladiginiz bir esyayi tuttugunuzda eliniz koturum olur,boynunuz sarkar. Kosar muzige saklanirsiniz. Korusun sizi diye ona adarsiniz kendinizi. Insanlarla konusursunuz. Onlara keyifli ve duyarli bir insan oldugunuzu hissettirmek istersiniz, ya da hoyrat ve alimli oldugunuzu. Ama asla bos olmadiginizi! Boyle anlarda yalnizliginiz durter sizi dirseginizden. Basinizi cevirip bakacak gucunuz yoktur. O oldugunu bilirsiniz. Sohbetiniz basitlesir, tutuklasirsiniz. Sozcukler zorlamaya baslar dudaklarinizi ve dilinizi. Izin ister kalkarsiniz, paltonuz elinizde agirlasir. Yururken bakislarinizi  yerden zor toplarsiniz. Orhan Veli'yi animsar gulumsersiniz! Evinizde yalnizliginiz biraktiginiz yerde durmaktadir. Tum esya, tum camid sanki siz girmeden bir saniye evvel atesli bir sohbetteymis gibi susmaktadir. Oturursunuz yalnizliginizin yanina. Eviniz sizin degil onundur. Misafir gibi yaninda kalir, yer, icer, ayilinca gidersiniz. Susarsiniz daima. Asla konusmayi sevmez O. Sizi bu sebeple cezalandirir. Sadece kendi kendinize konusmaya hakkiniz vardir. Sizi kendine hapsedecek ne varsa hepsini dener. Uzun yollara cikarip, ardinizda bekleyen kim varsa siler atar defterden. Ikinizin tek ortak dostu vardir: icki! Kadehlerinizi goklere cikarir umulmaz bir neseyle tokusturursunuz. Sizi uzaktan goren bir kimse kirk yillik dost sanir sizi. Ama ezeli dusmansinizdir. Bir yandanda et ve kemik gibisinizdir. O sensiz yasayamaz, sense onsuz!

    Bir yuz animsiyorsun simdi. Kar kis kiyamet. Sana kartopu atiyor ve kahkahasi tipki o an ki gibi yankilaniyor kulaklarinda. Kucuk bir cocuk olmaktan sIkildin artik. Bu kacisin sonsuz oldugunu ,asla cozulemeyecek bir bilmece gibi karsinda kaskati duracagini biliyorsun. Vucudunda derman yok. Dusuncelerini odaklamak ise hayal.. mecal; asla gelmeyecek!  Kendine tutunuyorsun artik. Sevgine, aska, cocuklugunda kirilmayacak sekilde yer etmis tum o guzelliklere tutunuyorsun. Yalnizligin artik kendine baska bir arkadas aramak zorunda! Yavas yavas ayikliyorsun onu icinden.

    Tekrar o eski mezarliga gidiyorsun yillar sonra. Bir hayalet gibi dolasiyorsun kendini muzaffer bir savas kahramani gibi hissederek, gogsunu sisirerek! Ay isiginda  suzulurken bir mezar dikkatine cekiyor. Daha once gormedin bu mezar tasini! Basini yaklastiriyorsun, dikkatli ve merakli gozlerinden kendi adin yansiyor. Basin bulaniyor, karincalaniyor. Oldugun yere boylu boyunca dusuyorsun.

    Yillar geciyor pespese..Uzun ayak surumelerinden sonra bir mezarin uzerinde uzanmis buluyorsun kendini. Bir dus budalasi gibi sasiyorsun buna. Goz kapaklarini hafifce kirpistirip etrafa bakiyorsun. Bir kalabalik yaklasmakta. Hepsinin elinde bir demet papatya. Uzandigin mezara gelip dualar ediyor ve gozyasi dokuyorlar. Bazilari mezarindan yaban otlarini temizliyor, bazilariysa gozyaslarini keten mendillere siliyor. Saskin ve dumanli bakiyorsun bu ayine. Her birinin yuzunu animsiyorsun. Seni arkada birakan her bir yuzu. Bagiriyorsun, cigliklar atiyorsun; 'ben buradayim, heyy yasiyorum' diye..'tum hayatim boyunca sizleri aradim.heyyy sizler! Sizi cok ziyaret ettim burada. Ama hicbiriniz ses vermediniz!'

    Kalabalik birbirinin koluna girerek yavas yavas uzaklasiyor. Siz avaziniz ciktigi kadar bagiriyorsunuz. Fakat kimse duymuyor sizi. Saskin bakakaliyorsunuz arkalarindan. Sonunda kimse kalmadiginda cesaretinizi toplayip mezarlikta dolasmaya basliyorsunuz. Garip! Hicbir mezara rastlayamiyorsunuz bu ucsuz bucaksiz gorkemli mezarlikta. Sadece bir mezar var! O da sizinki. Basinizdaki garip bir ugultu yere yikiyor sizi. Tum yasadiginiz o yalniz zamanlar simsek hiziyla zihninizde firtinalar yaratarak tozu dumana katarak geciyor. Ve idrak ediyorsunuz ki yalniz birakilan siz degildiniz. Artik o uzaklasan kalabaliga yetismek imkansiz. Bu hasmetli mezarliktan cikis yok bundan boyle.

Zira olulerin issiz topraklarinda olumluler birer hayaletten ote degildir....


    Husam sadece cigarasinin atesiyle aydinlanan karanlikta hafif ve derin soluyor. Derin bir nefes daha cekiyor cigaradan. Basini ileri uzatiyor ve salliyor hafifce. Her bir kelimede durup bekleyerek anlasilmaz seyler soyluyor ve hafifce gulumsuyor.

-Saat kac?
-Saat sabahin besi.
-Cavus birazdan gelir.Ortaligi toplayalim.

    Eski bindokuzyuzaltmis model ambulansin icindeki sarap siselerini topluyoruz.Tufeklerimizi asiyoruz omzumuza.

-Migferimi uzatirmisin..Surada! hayir sagda bak asagida!.

    Cigarayi son kez cekerken cigerlerine ambulansin kapisini aciyor. Ilerde caliliklarda bir hisirti,bir mirildanma yaklasiyor. Ambulansin arka kapisini kapatiyorsun. Aklina geliyor bir anda sedyenin ustunde unuttugun sayfalar. Gulumsuyorsun. Biliyorsun baska bir yere daha fazla yakisamayacagini o sayfalarin.

(1999 Kisi-Kandira/03-05 nobeti)


Posted at 11:01 am by dusgunce
yor|um  




Friday, August 12, 2005
Daima...



Bir dostum bana bir keresinde soyle bir sey soylemisti;
"bu durumdan kurtulmak icin dibine vurmalisin acinin..yerinden kipirdayamayacak kadar dusmelisin ayaklarinin dibine.Oraya ulasmadan cikarsan her defasinda yoklayacaktir seni,unutma"..
Tam olarak boyleydi uc asagi bes yukari..



... ama umut..
evet umud etmekten vazgecmemeli..Daima tirnaklarini gecirip direnmek adina..
Incinsen de incitmemek adina...
daima...
daima...
.......



Posted at 12:55 pm by dusgunce
yor|um  




Tuesday, August 09, 2005
Dusgunce

Prelude

Onu ilk gordugumde saclarina kadar kizila batmisti. Uzun kirpiklerinin tedirgin titreyisleriyle urperiyordu.Farkediyor, belli etmiyordum. Genis patika yollarda, dikenlerle yabani otlarla yuruyorduk. Elleri terliyordu. Elini tutmasam da biliyordum..Adimini her atisinda zarifce dalgalaniyordu etegi...

Dedi ki usulca; 'Askin bahcesinde sadik bir kopek olmak, zincirlenmeden!'

Ates basiyordu yuzunu. dudaklari yaniyordu. Dudaklarini opmesemde biliyordum. Yasli bir cinarin sonbaharinda birbirimize bakiyorduk. Ellerimi arkama aldim, gozlerimi hafif kistim. Adini sordum;

Dedi ki dudaksizca; 'Bir adim yok.Bu sadece bir dus!'

Arkasini dondu.Yaban otlarina dogru bir kac adim atti.Durdu. Bekledi...Basimda bir ugultu peydahlandi. Derin bir gurultuyle sarsiliyordu tum varligim.Onunde diz cokup yalvardim..'gitme' dedim.. Saclari cinarin dallari gibi dalgalaniyordu ruzgarda.O ruzgarli tepede..O issiz cinarin yanibasinda...Bin yil boyunca bir dua gibi...

Onu ilk gordugumde tepeden tirnaga kizila batmisti...


Posted at 05:35 pm by dusgunce
yor|um  




Previous Page
 



   





 
<< November 2009 >>
Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat
01 02 03 04 05 06 07
08 09 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30






 
Contact Me

If you want to be updated on this weblog Enter your email here:




rss feed