Saturday, September 23, 2006
durus

ask ve kan ne kadar birbirine yakin aslinda. ikisininde rengi kirmizi mesela. ikisi de birbirine muhtac. biri kanatmak, digeri kanamak icin. birinden biri olmadan yasayamiyoruz.. askiz,kaniz.. geri kalan parcalarimiz hep devam edebilmek icin zaruri birer detay. sonra yavasliyor hersey. zaman hizlaniyor saniyoruz boyle olunca.. aldaniyoruz.. bazimiz kaniyor bazilarimiz kanmiyor buna.  hersey boylece ikiye ayriliyor.. sonra olgulara veriyoruz isimlerimizi.. iyiye ve kotuye, cirkine ve guzele, dosta dusmana.. surup gidiyor boylece...

sanki oylesine sarhos olmusum da, bir turlu ayilamiyormusum gibi..yillar boyu birer perde gibi golgeniyorum..sonra birden devam ediyorum..bir anda kokular ve renkler degisiyor..dokunuslar farklilasiyor. artik isim vermiyorum onlara. bir tas aliyorum hisimla yerden, sapanima yerlestirip telasla firlatiyorum.. daima sasiriyorum hedefi. sayfalari karistiriyorum dunyalarca doldugum, fakat hepsi bos cikiyor.. caglarca yurudugum butun yollar yabanci bir gezegen gibi oluyor.. tanri oluyorum bir anda.. tanimsiz.. bilinmez... ilerleyip bakiyorum butun sokaklarda dansediyor insanlar.. baslarinin sallanisindan anliyorum.. yuzlerinde garip birer tebessumle omuzlarimdan cekistiriyorlar beni.. dans et diyorlar.. edemiyorum..kaybetmisim butun edilgenligimi...

bir fisiltiyla irkiliyorum..bir el uzaniyor sisin icinden ve diyor ki ;

kendini tanimaya en yakin oldugun an, kendine en cok yabanci oldugun andir...

elimi uzatiyorum....

gozleri guluyor.....

 


Posted at 05:21 pm by dusgunce
yor|um  




Saturday, August 12, 2006
Duvar

 

Gunler..sikistirilmis tuglalar gibiler...kati ve soz dinlemez ve dilsizler...tipki bizim gibiler..

 

Yillar..gunlerle ordugumuz duvarlar..kendimizi guvende hissetmek icin o kadar yuksek orduk ki artik istesek bile eristiremeyiz kendimizi..

kendimizi zeki sandigimiz anlarda aslinda dunyanin en muhtesem budalasi oldugumuzu goremedigimizden belki de..

belki de buradan geliyordur bu tum..binlerce yildir devrile devrile uzerimize kapanan,caglarca butun barbarlarin,

tum insanlarin bulastigi o ahmaklik..damitila damitila oldugumuz hale geldik..evrim! sekilsek degil, oznesel..

bizde bu duvarlari insa ettik..yillarca usanmadan..tuglalarin arasina gozyaslarimizi, kahkahalarimizi harcettik...

yillar sonra gorduk ki gozyaslarimizin harci olan duvarlar daha bir direncli..kahkahalarimiz gevsek..kahkahalarimiz sonuk..

tutamiyor tuglalari bir arada...biz de daha cok gozyasi doktuk daha saglamlari icin duvarlarimizin...

binlerce yildir cekilen acilarla birlesen binlerce gozyasi..daha saglam daha yuksek duvarlar..

daha guvenli daha cekici daha izole bir hayat..milyon kisinin tam gobeginde olsan ve o milyon kisi

seni taniyor bile olsa dokunamazlar sana..sen izin vermedikce...

 

Boylece yillar gecirdik sayisini dusununce zorlukla animsayabildigimiz.

yuksek duvarlarimizla bir baraka kurduk..uc bes adim ozgurluk icin..pek pencere falan da koymadik duvarlara..

zayifliklarimizi gostermemek icin..korkuyla bir koseye sinmemek icin..

 

Ama bir kapi koymayi akil ettik..

gunun birinde o kapi caldiginda, celladimiz bile girse o kapidan gulumseyerek acmak icin...


Posted at 01:00 am by dusgunce
yor|dum  

Kök

 

“-Salyangozlarda dus gorur...

  -boceklerde oyle...”

 

 

Hayatiniz boyunca kose bucak kactiginiz seyin aslinda kendiniz oldugunu kesfettiginizde ne yaparsiniz?

Nasil devam edersiniz kacmaya...ya da inatla soluk almaya..farketmiyor gibi gozukmeye..nasil?

ne yapar edersiniz butun gunler ve geceler boyu kendinize katlanmak icin..

gozlemlersiniz..digerleri nasil basediyor bununla,bakarsiniz..onlardan ornekler toplarsiniz..

bir bocekbilimci gibi butun kucuk parcalari biraraya getirir saciniza basiniza surer, arada sirada beton duvarlara sinirli yumruklar atarsiniz.

Ellerinizi parcalayana kadar dezenfekte edersiniz. Durmadan birseyleri temizlemeye calisirsiniz.

Evinizi, arabanizi, bedeninizi, oturdugunuz yerdeki masalari sandalyeleri, karla kapanan evinizin onunu..

peki ya kendiniz? Ýcinizde bas koseye kurulmus oturan o yabani hayvani..onu nasil temizlersiniz?

 

Baska bir yere,zamana ya da mekana ait oldugunuzu hissettiginiz olmadi mi hic?

Bir an olsun gozleriniz dusup, bir duvara yaslandiginiz, bir iskemleye cokup derin bir ic cekisiniz olmadi mi hic?

Hic soylemediniz mi kendinize aslinda herseyin sizinle varoldugunu. Herseyin sizinle beraber yitecegini..

varliginizla varolan bir dunyada oldugunuzu..sizin varliginiz olmadan ayakta duramayacak bir dunyada..

nicin kendinizi bu kadar muazzam ve bu kadar onemsiz buldugunuzu hic dusunmediniz mi?

 

Ýci doldurulmus olu hayvanlariz koca bir salonun duvarlarini susleyen..

gozlerimizin yerine kirilmaz camlar dosenmis..

ama inatla dus gormeye kosuyoruz..

avuclarimiz terliyor, sirtimiz urpererek uyaniyoruz sabaha...

ve hep ayni dusu gorerek dogruluyoruz....

 

keske bir de ellerimiz olsaydi!

 

 

 

 

 

 

 

 


Posted at 12:58 am by dusgunce
yor|dum  




Friday, June 09, 2006
D.ü.s.[ü.s.]

Sabaha karsi bir dus gordum..sonrasinda hatirladigim sadece islak bir yastiga sol elimle bastirirken yatakta oturdugum..ne kadar sure oturdugumu bilmiyorum..sanki dusu yatakta otururken gormusum gibi..

 

Yaz ogleni..toprak bir yolda kalabalik bir grup halinde yuruyoruz..sizlerden birileri de var. En onde ben yuruyorum, bir adim ardimda sevgilim...beyaz burus burus keten bir pantolon var uzerimde,ustum ciplak..elimde bir poset var..bir anda elimde oluyor daha dogrusu..yururken kaldirip havaya bakiyorum..kalin bir kitap var icinde. Poseti aralayip bakiyorum icine; cocuklugumda annemin yukarilara kaldirdigi, sayfalari cildinden ayrilmis,sararmis,mavi kapakli Kur'an..sasiriyorum nasil hala durabildigine ve bende ne isi olduguna..sonra birden toprak yolun ilerisinde bir setin onunde baska bir kalabalik beliriyor..bizi bekliyorlarmis gibi, bizi gorduklerinde birbirlerine bakarak konusmaya basliyorlar..bir kaci ileri cikiyor. Bakiyorum annemde aralarinda...annemin bir kac adim ardinda sirti donuk bir adam var..biraz yaslica ve ince. Annem kollarini acarak bana yaklasiyor,sariliyoruz..oyle siki sariliyor ki vucudum bir mengenedeymis gibi aciyor.kitabi iyi ki getirdin diyor.. Bir kac tanidik yuz daha goruyorum..el sikisiyoruz..sonra annemin ardinda ki yaslica olan adam donuyor..her tarafim buz kesiyor yuzune baktigimda..benim biraz yaslica olan benim..saclari iyice seyrelmis, alninin sag tarafinda eski, curumus bir yara izi var..ama hala iyilesmemis.. herkes biliyormus gibi sanki onu..bir tek ben afalliyorum..herkes bizi izliyor...ben sariliyorum bana..yuzumuzu omuzlarimiza gomup karsilikli agliyoruz.. elimden poseti aliyor ve kur'an'i cikariyor icinden..bir kac sayfa dusuyor yere..bana uzatiyor..'benim icin okur musun' diyor..okumayi bilmem diyorum..oylece bakiyor bana..ne yapacagimi bilemez bir halde aliyorum elinden..kitabi bana verir vermez birden sirt ustu yere devriliyor..ve topragin icine gomuluyor...etrafimdakilerin buna tepkisini anlamak icin bakiniyorum saga sola..kimsecikler yok..bir agac,toprak bir yol,bir mezar,bir ben ve bir kitaptan baska...

 

 

Hakan.d.


Posted at 10:22 am by dusgunce
yor|um  




Friday, May 12, 2006
i.c.

Anilarim...Elde kalanlar..Ardimda duranlar..
Nereye birakilirsa birakilsin, inatla evinin yolunu bulan kediler gibi daima pesimde..
Hic bir kedinin kuyruguna teneke bagladigimi animsamiyorum fakat...
Animsiyorum ama senin yuzundeki o ince, o hain seytani gecisi...
 
Ve seni hayvanlar gibi ozledigimi, yine sana soyleyemedigim icin herkesin bilmesine izin veriyorum...
 
 
hakan
'.'

Posted at 11:47 am by dusgunce
yor|um  




Tuesday, January 31, 2006
Kûh

icimden bir tren gecebilir su an...ya da bir kapi tokmagi gogsumde. cevir ve gir iceri.urkme sakin gorduklerinden ya da fisildadiklarimdan..gezin futursuzca..ama sakin konusma sesli harflerle..cayirlarin o unuttugun kokusunu mu aliyorsun..evet bende alirim o kokuyu bazen..bunun sana denk dusmesi ne garip..

oysa ki buram buram kan kokuyordu daha uc vakit evvelinde..pamukla degil tirnaklarimla temizlemistim bu kiymiklari..sen gormeyesin diyedir bu esvap uzerimde ki -yaralarimin utanci-.....senin boyunca acilarim var benim..bakislarinca sevinclerim.. yasinca devinimlerim..urkme ne olursun bu ruhun mabedinde..

bir kûh dibi kadar serin degil mi aslinda? yanmak? elbette ki var yanmalarim..darmadagin bir kulube iste hemen otende..sorma hic kimleri misafir ettim orada..sorma asla neredeler,ne ederler simdi..parmaklarim usuyor bak..buz kesiyor ellerim tutunmayali sana...sorma ne olursun kimdiler..hepsini bu ellerle oldurdum,yavas yavas,usulca ve sessizce..bu kahreden itir kokusu onlardan mirastir...buram buram damarlarimda...lanetimdir bu ellerimi cikarip atamam,utanirim cinayetlerimin musebbibi ellerimden,gizlerim gogsume dogru icerilere..

bak bir kapi tokmagi gogsumde..
cevir ve gir iceri.
ürkme kopegin olayim onunde..

 


Posted at 09:57 am by dusgunce
yor|dum  




Monday, November 28, 2005
küf[ür]


Bak kayiyor butun toprak ayaklarinin altindan..
yasamin gardirobunda naftalin kokulu bir paltosun, ici olu kopeklerle dolu bir odada..
irin ve curumus et..irili ufakli cinler kufur kiyamet dans ediyor kizil deryasinda olumun...

 

seytanin coktan kellesini vurdun..onun yerine hukum suruyorsun iste bu kursuni atlasta..
her gun bir aynanin karsisinda yuzunu iyice egip gozbebeklerine bakiyorsun..
gorebilmek icin icerden disari baktigini...sanki zincire vurulmus bir kole gibi bakiyorsun gozbebeklerine..
butun gunlerin kizil,tum gecelerin kara..uzun kadife pelerininde
iblislerin kuf kokulu ezgileri bir lanet gibi yayiliyor...

‘ac ki kollarini siginayim gogus kafesine’ diye fisildiyorsun topragin cocuklarina..
yalnizlikla zincirliyorsun bizi birbirimize..dilimde anadan dogma bir kufur..
sen ki -afyonu hayatin- geldin geleli, bir parca etin adina ask dedik..
tukurduk,lanet ettik tanriya..

sen ki gizemli gezgini yureklerin,
karanlik kapilarin ardindaki bekci,
gel yaklas elinde kefenimle...
ve savas benimle...
...


Posted at 04:32 pm by dusgunce
yor|um  




Saturday, November 19, 2005
Düs

boyle genis bir cafede,genis bir dikdortgen masada oturuyoruz..kahvalti ediliyor..masada her halt war..yanimda tanimadigim bir hatun oturuyor..ama o beni taniyor..bir kac kisi daha var masada..caprazimda orta yasli bir kadin,tam karsimda alan parsons oturuyor..harala gurele kahvalti yapip muhabbet ediyoruz.alan parsons turkce konusuyor catir catir..sanki oraya isinlanmisim gibi..hersey yabanci geliyor bana..sora parsons hapsirmaya basliyor..nezle oldum galiba diyor..masada pecete ariyor.yok.ben basimi sag arka capraza ceviriyorum,bakiyorum orada tuvalet kagidi rulolari var bir masanin ustunde ucgen piramit seklinde dizilmis..en ustte yarim bir rulo duruyor..gidip onu alip getiriyorum..burnunu silmeye basliyor gurultuyle..getirdigim rulo bitiyor..keske diyorum tam olanlardan birini getirseydim..simdi tekrar gidip alamam..rica ediyor..kalkip tekrar gidiyorum rulolarin oldugu masaya bir tam rulo alip arkami donuyorum,masa bombos...kimse yok..sanki orada hic oturulmamis gibi..diger masalardaki herkes bana bakiyor garip garip..sadece tek bir nesne duruyor masada.parcalanmis,burusturulmus tuvalet kagitlari..
 
tam ruloyu alip masanin yanindan gecip gidiyorum ve cikiyorum cafeden..deniz kenariymis..yanima bir ihtiyar geliyor ve bir anda bir bankta oturur oluyoruz..o'da beni taniyor ama ben tanimiyorum..yuzu pek soluk,ucuk..yarin aksam saatlerinde deprem olacak diyor..5.8 siddetinde olacak..cevap vermiyorum..bir balikci teknesi yanasip kiyidan balik atiyor bizim uzerimize..daha olmemisler,cirpiniyorlar..ben yakaladiklarimi hemen tekrar denize atiyorum..balikci amca kiziyor..senin icindi onlar diyor..ihtiyarada ayni seyi soylemek istiyorum..donup yanima bakiyorum..yok..basimi cevirip denize bakiyorum balikci tekneside yok...kucagimda sadece cirpinan bir balik...

Posted at 12:26 pm by dusgunce
yor|dum  




Thursday, November 10, 2005
effigy

yil 1991..sirkeci'de siktiriboktan bir yerde calisiyorum..
isyerinin ust kati..yuksekligi 1.90 metre..aksam saat alti kusur..
kucuk bir kasetcalarda, nisantasinda zihninin tezgahindan alinmis
bir album...disarida hamallar kavga ediyor..kurtce kufur ediyorlar
birbirlerine..kis mevsimi baslari..disarisi karanlik mi? galiba oyle..
kapi aniden aciliyor ve iceri her zaman ki dar ceketi ve daginik
saclariyla ahmet giriyor..kosar adim yanima yaklasiyor.
selamlasiyoruz.bak diyor, cok saglam birsey buldum..
aceleyle zihninin tezgahindan alinmis kasedi cikariyor..cebinden
cikardigi eski bir sony kasedi yerlestiriyor.play'e basiyor;
 
...
Who is burnin'?
Who is burnin'?
Effigy.
...
 
parcanin yarisi..durduruyor,basa sariyor,tekrar bakiyor,daha geriye
sariyor,tekrar basiyor play'e...kendini karsidaki koltuga birakiyor ve
sallanmaya basliyor..muzik butun nesnelere bulasiyor hafifce..
yavasca kasetcalara kafami uzatip kasetin uzerini okuyorum;

Creedence Clearwater Revival - Willie And The Poor Boys
 
ahmet kalkiyor yerinden..sende kalsin abi sana getirdim diyor ve
cikip gidiyor..
 
iki ay sonra engin telefon ediyor..nasilsin diyor, ahmet oldü diyor,
daha bir suru sey diyor..asiri doz...gecen gece...taksimde.....
yok abi diyor artik o 'allah ahmet'...
 
etrafi talan ediyorum..ahmet'in biraktigi kaseti ariyorum..yok.
butun gun ariyorum..yok...nisantasi'na cikip zihni'yi buluyorum.
albumun ismini veriyorum, yarina gel diyor..sabah ilk is gidiyorum
kasedi almaya...kosa kosa isyerine geliyorum...ust kata cikip yerime
oturuyorum...kasedi yerlestiriyorum....play'e basiyorum;
 
...
Why?
Why?
Effigy..
...
 
 
parcanin yarisi..durduruyorum,basa sariyorum,tekrar bakiyorum,daha geriye
sariyorum,tekrar basiyorum play'e...kendimi koltuga birakiyorum ve
sallanmaya basliyorum..
 
muzik butun nesnelere bulasiyor hafifce...

Posted at 11:21 am by dusgunce
yor|dum  




Thursday, October 20, 2005
They Live


1988
Yonetmen : John Carpenter
Yazar : Ray Nelson (Kisa Oyku)
Muzik : John Carpenter / Alan Howarth

John Carpenter’in 1988 yilinda cektigi, kult sinifina girmeyi basarmis bir film.They Live, sade bir dille aktarilmis..Orijinal fikir Ray Nelson’in kisa oykusu uzerine oturtulmus. Nada, isini kaybetmis,cocuklugunda aile baskilarina ve siddete maruz kalmis,fakat bir sekilde guclu bir sekilde ayakta kalabilmis,bu surecte benligiyle ilgili kayiplara ugramistir. L.A.’a is aramak icin sirtinda cantasi ile gelir..Insaat isinde tanistigi siyahi arkadasi sayesinde yatacak yer ve yiyecek bulur..Nada, fakir halkin kaldigi varosun yakinindaki kilisede garip seyler dondugunu hisseder.




Tv’de sik sik yayin kesilir ve araya giren korsan sinyal uzerinden bir bilim adami devamli uyarilarda bulunur, aramizda gezegenimizi ve bizi ele gecirmeye calisan yabancilar hakkinda.. Nada sans eseri bir kutu gunes gozlugu bulur kilisede..fakat sandiginin aksine buldugu sey sadece bir gunes gozlugu degildir.Gozlukleri takmak nada’nin yasamini sonu belli olan bir yone cevirecektir.Gozlukleri taktiginda butun dunyanin sahte perdesi kalkar..Buyuk reklam panolarinda reklamlar yerine ‘Obey’,’Do Not Question Authority’ gibi yazilar bulunmaktadir.Gazetelerde haberler ya da makaleler yoktur..Her sey uyuyan bir toplum yaratmak icin tasarlanmistir..



Ilk bakista bir bilim kurgu filmi gibi gozuken “They Live” carpenter’in her filminde yaptigi kucuk toplumsal elestirilerin bir balyoz seklinde bize carpmasidir. Film, toplumsal duzeni ve yonetimi yerden yere vurur..Film, dunya disi yaratiklarin gorsel efektleri konusunda korkunc derecede kotudur.. Sahsi fikrim,carpenter’in genel fikri ana temaya cekmek icin bu tarz gorsel temalar uzerinde fazla durmadigi yonundedir..ayni zamanda en uzun suren ‘yumruk yumruga dovus’sahnesi yine bu filmdedir.carpenter bu sahnede kendini nada’nin yerine koyup bizi karsisina –siyahi arkadasinin yerine- koyar ve gozlugu bize cani pahasina takmak icin bir araba dayak yer..Nada kendi gibi ‘gorebilen terorist’leri bulur ve onlara katilir. Nada kendi gercegini bulmustur; hepimizin gozlerini sonsuza kadar acmaya kararlidir..

Filmi izledikten sonra gercekleri gormek icin bir gozluge ihtiyaciniz kalmayacaktir.





Posted at 02:01 pm by dusgunce
yor|um  




Next Page
 



   





 
<< January 2012 >>
Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat
01 02 03 04 05 06 07
08 09 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31






 
Contact Me

If you want to be updated on this weblog Enter your email here:




rss feed